GÜNAH KEÇİSİ

Nis 23, 2014 by

İnsanız; Havva’dan Adem’den.

Yanılır, aldanırız. Olanlardan şaşırır, bunalır; bir “Günah Keçisi” ararız. Her zaman biri vardır, olanlardan sorumlu. Zaman uçar gider; kahırla, nefretle kendini mahveder insan. Farkına bile varmaz, koskoca bir ömrü heder eder.

Bir bakmışsın  onca emek boşuna! Yorulmuşuz düşüp kalkmalardan. Ayağımıza vuran her taşın suçlusunu aramaktan ama, vaz geçememişiz bir türlü!

Düştüğümüz kuyulara giden yolları  kendimiz seçmedik mi?  Seçimlerimizin nedenini düşünüp bulduğumuz an aydınlığa kavuşacağımızı bir görebilsek?!. Suçlu aramaktan vazgeçip, hikmetleri görmeye bir başlayabilsek?!.

Ayağımız taşa vurduğunda, başımız dara düştüğünde, gündüzlerimiz geceye dönüştüğünde neler yapıyoruz? Ne yaptım da bunlar başıma geldi diye sorabiliyor muyuz kendimize? Vicdanımızı yüce Yaradan’ın tartısına koyarak tartabiliyor muyuz? Kendimizden sonra gelen her canlının en az bizim kadar; huzura, sağlığa, yaşamaya hakkı olduğunu iliklerimizde yaşayabiliyor, hissedebiliyor muyuz? Elimizde olan zenginliklerin farkında mıyız? Hiç bir şeyimiz yoksa bile; nefes alıp verdiğimizin ve hayatta olduğumuzun farkında mıyız?

Dağlarda, bayırlarda, sokaklarda, kuytularda, taş-kaya parçalarının arasından, ne yapıp ne edip bir yol bulup, dallanıp budaklanmış; gökyüzüne gülerek bakan bir çiçeği gördünüz mü? Yapraklarının yeşilinde, çiçeğinin renklerinde umutlarınızın yeşerdiğini zerrelerinizde hissettiniz mi?

Her işte bir hayır, her olguda bir hikmet olduğunu  düşünebiliyor muyuz? Görünenlerden görünmeyenlere  yol aldığımız oluyor mu benliğimizde?  Ruh ve beden eşliğinde evrenin sonsuzluğuna kulaç atabiliyor muyuz?

İster düşelim, ister göklere yükselelim. Neden düştük, neden ayaktayız bildiğimiz an; GÜNAH KEÇİSİ aramaktan kurtulur; başarılara, güzelliklere, hayırlı işlere doğru yol alırız inancındayım.

İnsan; ektiğini biçer, ettiğini çeker.

Şükran GÜNAY

Related Posts

Tags

Share This

Leave a Reply