Her gelişin bir gidişi var meleğim Bilmeden getirildiğim İstemeden götürüldüğüm sahnedeyim Sonbahar denmiş eylül- ekim- kasım aylarına Atatürk’üm 10 Kasım’da götürülürken O gizemli aleme Ektiklerini biçecek nice yürekler, emekler bırakıyor arkasında Koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti! Beni ben! seni sen! eden onca Devrimler ! Daha ne olsun meleğim? Nice cepheler, acılar, kederler ve başarılar sığdırıyor O kısacık ömrüne
Bilirim ve inanırım ki o Türk Milletine ve de insanlığa Yaradan’dan hediye, hikmetlerinden bir derstir Yediğin ekmek, içtiğin su, aldığın hava gibi Bilmelisin meleğim geçmişini, Atatürk’ü, atalarını Biliyor musun? Sayısız sevinç ve acıları taşıyan tini Teslim olurken Yaradan’a sonbahar sabahında ‘’Benim naçiz vücudum…’’ dediği bedenden ayrılırken ‘’Allah’ın selamı üzerinize olsun.’’ diye selamlıyor alemi
Yaş aldıkça bir başka seviyorum Ata’mı Düşününce ben yetmiş beş Atam ise elli yedi Neler sığdırıyor o kısacık ömrüne besbelli! Göremeyen gözlere, kısır fikirlere ne diyebilirim ki? Utanıyorum inan kendimden, milletimden Ben nasıl bir öğretmenim de Anlatamadım gereğince kurtarıcım Ata’mı?
Bir kız çocuğu düşün onun devrimleriyle büyüyor Ant içiyor okuduğu okullarda Ant içirtiyor öğrencilerine yarım asra yakın Türklük adına! Ulusu adına! İnsanlık adına! Ne Ata’sından ne de Yaradan’dan vazgeçiyor Tinde ve bedende tartıya koyuyor her bir işini Acılar çekiyor kız-kadın- eş- ana olarak Vatansız-bayraksız yaşıyor takvimler boyu Nice zorluklara göğüs geriyor Ata’sına olan sevgisi savaş mağduru babasından Yetim kalmış anasından miras Nankörlere hiç ama hiç boyun eğmiyor!
Ben her sonbaharda yeniden canlanır Kanatlanır uçarım duygularımda meleğim Kışın karı delerek baharı müjdeleyen kardelen misali Türlü renklere bürünmüş doğanın hikmetlerine dalarım Ata’mızın kazandırdıklarını tartıya koyarım da Yeniden coşarım Atatürk’ümüzün izinde! Yere düşüp toprağa karışan her yaprakta Doğayı boyayan emsalsiz renklerin muhteşem bakışlarında Boynu bükük öksüzlerin Hakkı yenen emekçilerin Tanımsız umutlarla dualara duran anaların, babaların, evlatların Cayır cayır yanarak yangınlarda kurban gitmiş canların Ve yaşam sebebim tüm doğanın haykırışlarına gebe varlığımla Yepyeni doğuşlarla dolar taşar varlığım da Mustafa Kemal Atatürk’üm ve devrimlerinden aldığım güç ve kıvançla Aşkla! Sevgiyle! Umutla! Bal arılarının çalışması hızıyla Sarılırım delicesine yeniden umutlarıma Coşarım ülkemin taşında toprağında Baharda açmayı bekleyen tomurcuklar misali Küçülür yeryüzü zihnimde hayallerimin koynunda Ben-sen-biz ve de tüm doğa doldurur Tepeden tırnağa içimi dışımı Başaracağız derim inançla Kim bilir daha nice canlar var İyiye, güzele, doğruya hasret
Sonbaharın müjdeleriyle şükreder benliğim Sararan her bir yaprağın bakışı dolar ruhuma Aşk denen tutku ile yola düşer varlığım Ve inan bana meleğim: ‘’ Ne mutlu Türk’üm! ‘’ Ne mutlu Türk’üm diyebilene! Diye diye selama dururum Atatürk’ümün emaneti Cumhuriyeti’mize Dualarımı iletirim Atalarıma, Atatürk’üme Sonsuz şükürler olsun Yüce Yaradan’ıma